
Bakan Yumaklı’nın açıklamaları şöyle:
DSİ pek çok ülkede örnek alınan bir kurum. İmza eserlerin çoğunu bizim mühendislerimiz yaptı. Örneğin Yusufeli Barajı. En son örnek olarak bunu diyebilirim. Türkiye’de suyun yüzde 79’u tarımsal sulamada kullanılıyor. Bu oran normaldir. Tarımsal üretim için su çok önemli. Yüzde 11’i içme suyu, yüzde 10’u da sanayide kullanılır. Bizim ülkemizdeki mevcut dağılım bu. Bu suyun kullanımında öncelik sırası vardır. İçme ve kullanma suyu birinci sıradadır. İkincisi çevresel su ihtiyacıdır. İkincisi ise habitatın yaşaması ihtiyaç duyulan su. Üçüncü tarımsal sulama, dördüncü sırada enerji ve beşinci sırada da turizm ve ticari kullanım vardır. Önceliğiniz içme suyu ise diğerlerini kısmalısınız. İçme suyunda eksiklik kabul edilemez. Bu sadece bakanlığın ve DSİ’nin değil Türkiye’nin önceliğidir. Ben bunu tanımıyorum diyemezsiniz. Görev yetki ve sorumluluklar da bu önceliklerden gider. Bu öncelik sırasına göre hareket edeceksiniz.

TÜRKİYE’DE SUYUN SEKTÖRLERE GÖRE KULLANIMI
Suyun kullanımında öncelik sırası:
1 – İçme ve kullanma suyu ihtiyacı
2 – Çevresel su ihtiyacı
3 – Tarımsal sulama ve su ürünleri yetiştiriciliği
4 – Enerji üretimi ve sınai su ihtiyaçları
5 – Ticari, turizm, rekreasyon, madencilik, taşıma, ulaşım ile sair su ihtiyaçları
Suyun kullanılmasıyla ilgili yetkili görevli kim ise onların dikkat etmesi gereken hususlar. Bu suyu sağlamak için gerekli altyapıya sahipsiniz. ‘Önceliği şuna verdim’ diyemezsiniz. Bu sıralamada yasal düzenlemelerde de bu çerçeveye gelecek.
Kanunlar kurumların sınırlarını çizer ve onlara sorumluluk verir. İki tür belediye var. Büyükşehir olanlar ve olmayanlar. Büyükşehir olanlar için 5216 sayılı kanun var. Bu kanunun 7. maddesi “Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak büyükşehir belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları arasındadır” diyor. Diğer belediyeleri için de aynı şey geçerli.

Yerleşim yerine içme, kullanma ve endüstri suyu temini hakkındaki kanun şöyle; “Kamu yatırım programında yer almak şartıyla belediye teşkilatı olan yerleşim yerlerinin içme kullanma ve endüstri suyunun temini hizmetleri ile devlet su işleri genel müdürlüğünün sağlık ve çevre açısında acil tedbirler alınması gerekli gördüğü öncelikli atık su arıtma ile ilgili yatırım hizmetleri için gelecek yıllar yaygın yüklenmeleri girişmeye DSİ Genel Müdürlüğü yetkilidir.” Burada sadece DSİ yetkilidir diyor. Diğer kanun maddesinde görev, yetki ve sorumluluğundadır diyordu. Bu kanuna göre belediye talep ederse DSİ yapar.DSİ şarta bağladır. Talep alınır ve kamu yatırım programında yer alır. Böylece belediyeyle beraber çalışıyoruz. Maliyetine mutabıksa protokol imzalıyoruz. Belediye mutabakata bağlı geri ödeme yapıyor.
“İSTANBUL’DA BİDON BİDON SU İÇİN GEZİYORDUK”
İçme suyu yatırımlarda iki yol vardır. Birinci yol şu; Belediye içme suyu yatırım yapmak için DSİ’den su kullanım izni alır. Suyu kullanmak isteyen DSİ’den tahsis ister. DSİ de onay verir. İzin aldıktan belediye barajı sale hattını yapar. Sonra da depo ve şebeke hattı yapımını yerel yönetimler su idareleri yapar. İkinci yol ise şu; Eğer iş belediyenin boyunu aşıyorsa; belediye, DSİ’den yatırım talebinde bulunur. DSİ değerlendirir ve protokol aşamasına geçilir. Sonra DSİ ve yerel yönetimler arasında geri ödeme protokolü yapılır. DSİ baraj ve isale hattının devrini yapar. En sonda depo ve şebeke hattı yapımını yerel yönetimler su idareleri yapar. İstanbul’da bidon bidon su için geziyorduk. Cumhurbaşkanımız, belediye başkanımızken Büyükdere, Sultanbahçedere, Kuzludere, Düzdere, Kazandere barajlarını ve Elmalıdere regülatörünü yaptı. 1995 ve 1998 yılları arasında bunları yaptı. O dönemde su sorununun çözülmesinde bu barajların önemi çok büyük. Başbakanlığı döneminde de diğer büyük barajları yaptırdı. Bu barajların hepsini İstanbul’un kaynaklarıyla yaptı.
2007 yılında Ankara’da ASKİ tarafından Kavşakkaya Barajı yapıldı. Kocaeli’de 1998’de Yuvacık Barajı yapıldı. Kocaeli’de 2014 yılında Namazgah Barajı yapıldı. Bunları belediyeler yaptı. Hizmet götüremediğinizde ‘ben sorumlu değilim’ demek sorumsuzluktur.
ANKARA’DAKİ SU KRİZİNİN ASLI NE?
Çamlıdere Barajı hattı, Kurtboğazı hattı ve Kesikköprü hattı ile 3 temelden gelen su Ankara’ya dağılıyor. Belediyeler kuraklıkları dikkate alarak bazı hususlara dikkat etmeleri gerekir. Dengeyi korumak şartıyla içme suyunu kullanmalılar. Yani bir hattınızdan çok alıp diğerinden az almayın. Çamlıdere’den çok su çekildi ve buharlaşma ile seviye azaldı. Yazın su ile alakalı sorun yaşamamak için, yazın almanız gereken yerden kışın su almayın diyoruz. O kadar çok buradan su çekildi ki, barajın su miktarı azaldı ve basıncı kayboldu. Böyle bir durumu öngörmeleri gerekiyordu. Telaşa kapılarak burada önce DSİ’yi suçladılar sonra da pompa sistemi kurdular. Çok basit şeyler için vatandaş susuz kaldı. Ankara’daki problem kuraklık sorunu değil, sorun mevcut suyu Ankaralılara iletememek. Kuraklık olsa pompa ile neden önlem alınıyor. Ankara’nın suyunda kayıp kaçak yüzde 37 seviyesinde. Ankara’da su sorunu yok, Ankara’da suyu çeşmelere taşıyamama sorunu ve beceriksizliği var.









