Home / Haberler / Bakan Bayraktar: Diyarbakır petrolü Gabarı 3e katlayabilir – Ekonomi Haberleri

Bakan Bayraktar: Diyarbakır petrolü Gabarı 3e katlayabilir – Ekonomi Haberleri

Bakan Bayraktar: Diyarbakır petrolü Gabar'ı 3'e katlayabilir
Bakan Bayraktar: Diyarbakır petrolü Gabar'ı 3'e katlayabilir

Bakan Bayraktar, TRT Haber özel röportajında gündemdeki konuları değerlendirerek, yenilenebilir enerjiden petrol ve doğal gaz aramalarına, uluslararası iş birliklerinden madenciliğe kadar geniş bir yelpazede yeni adımların atılacağını ifade etti.

“2026 YENİ ANLAŞMALARIN VE GELİŞMELERİN YILI OLACAK”

2026 yılının enerji sektörünün tüm kollarında hareketli geçeceğini belirten Bayraktar, yıla hızlı bir başlangıç yaptıklarını hatırlattı. Bakan Bayraktar, şunları kaydetti;

2026’da enerjideki bütün alanlarda yeni anlaşmaların, yeni gelişmelerin olacağı bir döneme giriyoruz. Yenilenebilir enerjiden petrol ve doğal gaz aramaya, uluslararası iş birliklerine ve maden alanında birçok yeni konuya imza atacağız. Henüz yılın ilk günlerinde olmamıza rağmen iki önemli anlaşmayı hayata geçirdik. Bunlardan ilki, Azerbaycan ile imzaladığımız ve 2029 yılından itibaren başlayacak uzun dönemli yeni doğal gaz anlaşmasıdır. Bir diğeri ise ExxonMobil ile Türkiye Petrolleri (TPAO) arasında gerçekleşen ortak arama anlaşmasıdır. Bu ivmeyi önümüzdeki aylarda ve 2026 yılı genelinde sürdüreceğiz.

YERLİ DOĞAL GAZDA ÜRETİM ARTIŞI HEDEFİ

Türkiye’nin artan doğal gaz talebini karşılamak adına yerli üretim stratejisine ağırlık verdiklerini ifade eden Bayraktar, Sakarya Gaz Sahası’ndaki çalışmalara dikkat çekti.

2026’nın yerli gazın sisteme verilmesi noktasında bir dönüm noktası olacağını belirten Bayraktar, “Öncelikle kendi gazımızı arayıp bulmaya ve üretmeye odaklanıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’nda üretim kapasitemizi artırıyoruz. 2026, kendi gazımızın üretim miktarının önemli ölçüde artacağı bir yıl olacak. Kendi kaynaklarımızı devreye alırken, diğer yandan dışarıdan ithal ettiğimiz gazı da en uygun kaynaktan, en ucuz şekilde ve arz güvenliğini en üst seviyede sağlayacak bir modelle yönetiyoruz.” ifadelerini kullandı.

“AZERBAYCAN KRİTİK TEDARİKÇİMİZ”

Azerbaycan’ın Türkiye için stratejik bir doğal gaz tedarikçisi olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, iki ülke arasındaki iş birliğinin Türkiye’nin enerji arz güvenliğine sunduğu katkının altını çizdi.

Bakan Bayraktar, şöyle devam etti;

Türkiye’nin artan bir doğal gaz talebi ve ihtiyacı var. Biz bunu karşılamak için birçok şey yapıyoruz. Öncelikle kendi gazımızı arayıp bulmaya; bulduğumuz gazı Sakarya Gaz Sahası’nda olduğu gibi, belki biraz detaylı konuşabiliriz o konuyu son durumlarla alakalı ama, kendi gazımızın üretimini artırmaya odaklanıyoruz. 2026 bu anlamda önemli bir yıl olacak, kendi gazımızın önemli miktarda artacağı bir yıl olacak. Ama onun dışında da dışarıdan ithal ettiğimiz gaz kaynağını da en uygun kaynaktan, en ucuz şekilde ve arz güvenliğini en güzel şekilde sağlayacak şekilde yapmaya çalışıyoruz.

Dolayısıyla Azerbaycan bizim yıllardır gaz tedarik ettiğimiz önemli bir ülke. Birçok açıdan çok stratejik yatırımları birlikte hayata geçirdik. Bakü-Tiflis-Erzurum ve TANAP boru hatlarıyla beraber de biz Azerbaycan’dan önemli bir miktarda gaz alıyoruz. Şimdi bunu 2029 ötesine taşıyacak bir anlaşmayı, 2,25 milyar metreküplük bir anlaşmayı da ocak ayı başında imzaladık, hayata geçirdik diyebilirim.

“UZUN DÖNEMLİ LNG ANLAŞMALARI YAPTIK”

Şöyle, 2025’i biraz hatırlatalım. 2025 biraz LNG yılı oldu hatırlayacaksınız. Çünkü uzun dönemli LNG anlaşmaları yaptık. Yani sıvılaştırılmış doğal gazı Türkiye’ye getirmekle ilgili anlaşmalar yaptık. Özellikle Amerikan LNG’sinde 2027’den başlayarak 2030’lar, 2040’lara kadar uzanacak uzun dönemli anlaşmalar yaptık. Benzer şekilde açıkçası bu LNG anlaşmaları 2026’da devam edecek. Yani biz uygun kaynak bulduğumuzda, ucuz LNG bulduğumuzda bununla ilgili anlaşmaları hayata geçireceğiz. Cezayir’le anlaşmamızı tekrar gözden geçirip onu uzatmayı gündemimize almış durumdayız. Dolayısıyla farklı kaynakları inşallah değerlendireceğiz. Türkmen gazının devreye girmesi ve daha büyük miktarda devreye girmesiyle alakalı da 2026 önemli bir yıl olacak.

“KARADENİZ GAZINDA İLK FAZI TAMAMLADIK”

2025 yılı bizim Karadeniz gazında birinci fazı tamamladığımız yıl oldu. Buradaki hedefimiz ilk fazda 10 milyon metreküp günlük bir üretim ve sizin ifadenizle söyleyelim; 4 milyon hanenin, 4 milyon evin ihtiyacını Karadeniz’de ürettiğimiz gazla karşılama yılıydı. Tabii açıkçası böyle herkes bizden her gün yeni üretim, yeni artış, yeni rakamlar bekliyor ama yaptığımız işin ne kadar komplike, ne kadar zor bir iş olduğunu ara ara anlatmamız gerekiyor. Biz Sakarya gaz sahası dediğimiz saha karadan 170 kilometre mesafede, deniz derinliğinin 2 kilometre olduğu ve deniz tabanına ulaştıktan sonra da yaklaşık 2,5 kilometre, 3 kilometre, 3.000 metreye kadar tekrar sondaj yapıp oradaki doğalgazı 170 kilometre kareye taşıdığımız bir operasyon yapıyoruz. Yani Karadeniz’i gözünüzün önüne getirin lütfen. Dolayısıyla bu hem zaman alan hem de çok ciddi bir yatırım gerektiren teknik, çok sofistike bir iş. Adım adım gidiyoruz, çok hızlı adım atmaya gayret ediyoruz. Çünkü oradan üreteceğimiz her gaz bizim için çok önemli; dışa bağımlılığımızı düşürüyor, arz güvenliğimize katkı yapıyor.

Bunun jeopolitik etkisi, uluslararası alandaki, uluslararası ilişkilerdeki etkisini oraya girmiyorum ama çok önemli etkisi elbette ki var. Diğer gaz müzakerelerimizde etkisi var. Yani siz gaza çok ihtiyacı olan bir ülke olarak bir müzakere masasına oturabilirsiniz veya daha farklı, daha güçlü oturabilirsiniz. Onun için Karadeniz gazı bizim için hakikaten çok önemli bir milli proje. Fakat tabii bazı şeyler hayatın olağan akışı belli bir düzen içerisinde ilerlemesi gerekiyor. Çok şükür hamdolsun bakın biz yaklaşık 8 yıl oluyor neredeyse bu deniz operasyonlarına başladık ve bunları büyük oranda kendimiz yapıyoruz. Hamdolsun bugüne kadar iş sağlığı ve güvenliğinde hiçbir sıkıntı yaşamadık, çevreyle alakalı hiçbir sıkıntı yaşamadık; inşallah böyle devam eder. Dolayısıyla bu minvalde dikkatli bir şekilde hızlı bir şekilde bu çalışmaları yürütüyoruz.

“ÜRETİM İKİ KATINA ÇIKACAK”

2026 bu belirlenen takvim içerisinde üretimin iki katına çıkacağı yıl. Yani 10 milyon metreküp günlük üretim 20’ye çıkacak. Yani 4 milyon hane 8 milyon haneye gelecek ve dolayısıyla çok önemli bir miktarda konutlardaki meskenlerdeki ihtiyacın bir kısmı Karadeniz gazıyla sağlanmış olacak. Bir sonraki kilometre taşımız hedefimiz 2028. 2028’de de biz bu üretimi bugünkü üretimi 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Orada da belki biraz daha üzerine 16 ile 17 milyon hanenin ihtiyacını kendimiz karşılamış olacağız. Bu şu anda bulduğumuz rezervle alakalı gelişecek tablo; yani bu tamamen planlaması yapılmış, işte Osmangazi yüzer üretim platformumuzun hazırlıkları devam ediyor. Yılın son günü gecesi biz oradaydık, oradaki çalışanlarla çalışan arkadaşlarımızla yeni yıla girmiş olduk. Dolayısıyla böyle bir planlama içerisinde mevcut üretimi inşallah artıracağız.

“6 YENİ SONDAJ YAPACAĞIMIZ PROGRAMI GELİŞTİRDİK”

Malumunuz Cumhurbaşkanımız milletimize bunu bu müjdeyi vermişti; Göktepe sahasında biz yeni bir gaz keşfi yaptık. Yaklaşık piyasa değeri 37 milyar doları bulan bir doğalgaz keşfi yaptık. Biz o Göktepe’deki keşfi şimdi faz 3 kapsamında, hani 2028’de devreye girecek ve 4 katına çıkacağımız dediğimiz üretimin içerisine dahil etmeye gayret ediyoruz. Yani onun üretimini 2028’de inşallah yapacağız. Onun dışında karalarda yaptığımız aramalar neticesinde yaklaşık 70 milyon varile yakın bir yeni rezervi de, petrol tarafında söylüyorum, ağırlıklı Diyarbakır’da olmak üzere onu da yeni keşif olarak bir anlamda müjde olarak verebildik. 2026’ya geldiğimizde bir taraftan Karadeniz’in üretimi, bir taraftan Gabar’daki mevcut üretim ama onların yanında yeni keşif kuyularıyla, ki bu sefer Karadeniz’de şunu yapacağız; Karadeniz’de biz şu ana kadar tümüyle Batı Karadeniz’e odaklandık. Yani Sakarya gaz sahası dediğimiz saha aslında Batı Karadeniz’deki bir alandan bahsediyoruz.

Şimdi bu sene için değişecek unsurlardan bir tanesi Karadeniz’in diğer bölümlerine, Orta Karadeniz’e ve Doğu Karadeniz’e açılacağımız ve toplamda 6 yeni sondaj yapacağımız bir program geliştirdik denizde. Dolayısıyla bu 6 yeni sondaj demek aslında 6 yeni keşif ümidi, umudu, beklentisi ve çalışması. O kıyıdaki kıyıdaş diyelim illerden bahsedelim; işte dün Rize’de Uluslararası Ayder Forumu’nda orada ifade ettik. Bir tanesi Rize açıklarında, Çayeli açıklarındaki bir sondaj lokasyonu. Keza Ordu açıklarında, yine Samsun açıklarında da Orta Karadeniz bölümünde, Kastamonu açıklarında da yine biz tespit ettiğimiz deniz alanına inşallah sondaj yapacağız.

“HEDEFİMİZ DOĞALGAZ İHTİYACINI KENDİ GAZIMIZLA KARŞILAYABİLMEK”

Daha büyük bir hedeften bahsetmek zorundayız çünkü şimdi sadece konut konuşuyoruz ama Türkiye’nin kullandığı doğalgazın işte yaklaşık üçte biri, dörtte biri gibi bir miktar, yani yılda 20-22 milyar metreküp bir gazı biz evlerimizde kullanıyoruz. Şimdi kışın kış şartlarının yoğunlaştığı bir dönemde tabii doğalgaz çok daha anlamlı oluyor bu bugünkü sohbetimizde. Ama şunu söyleyelim; Türkiye’nin çok önemli bir miktarda doğalgaz ihtiyacı aynı zamanda sanayide var, ticarethanelerde var, önemli miktarda bir doğalgazı biz elektrik üretiminde kullanıyoruz. Hal böyle olunca o taraftaki ihtiyaç için bizim yeni keşiflere, yeni üretimlere yani bu söylediğimiz rakamların üzerine çıkmamız lazım. Ama yani şunu söyleyelim, doğalgazda bizim ilk hedefimiz, öyle söylemiş olalım, bizim mutlak surette hane halkında dışa bağımlılığımızı bitirebilmek. Yani o 22 milyon hane bugün doğalgaz kullanıyor, o da her geçen gün artıyor çünkü artık çok daha küçük yerleşim yerlerine doğalgazı götürüyor olacağız. Dolayısıyla hedefimiz hane halkının ilk etaptaki ihtiyacını, doğalgaz ihtiyacını kendi gazımızla karşılayabilmek. Buradaki dışa bağımlılığı bitirmiş olmak.

“SOMALİ’DE İLK SONDAJI YAPACAĞIZ”

2026 bizim özellikle petrol ve doğalgazda yeni bir büyüme hikayemizi yazacağımız yıl olacak. O yeni büyüme hikayesinde de şunlar var: Çağrı Bey ve Yıldırım gemilerimizde Türkiye’nin artık dışarıda petrol ve doğalgaz aradığı bir döneme giriyoruz. Bunun çalışmalarını zaten yapmıştık, hatırlayın 2024’te Oruç Reis gemimizi Somali’ye gönderdik. 2025 geçtiğimiz yıl içerisinde Mayıs-Haziran aylarında oradaki sismik çalışmamızı tamamladık ve bu yıl Çağrı Bey’le inşallah Somali’de ilk sondajı yapacağız. Şubat gibi gemimiz buradan hareket ediyor ama yani gemi hakikaten çok büyük boyutlarda; dolayısıyla mecburen Cebelitarık ve Güney Afrika’yı dolaşıp Somali’ye ulaşacak. Maalesef Süveyş Kanalı’nı geçemiyor. Dolayısıyla muhtemeldir ki Nisan-Mayıs gibi biz sondaja başlayacağız. Yani gemiyi Şubat’ta uğurlayıp Nisan-Mayıs gibi sondaja başlayıp bu yıl içerisinde bunun neticesini alacağız.

Dolayısıyla yeni büyüme hikayesinde dışarıda arama var. Keza yine geçtiğimiz yıl Pakistan’da aldığımız 3 deniz sahasında bu sene içerisinde sondajı planlıyoruz. Orada bir sismik çalışmayı gene planlıyoruz. Dolayısıyla 2026’da bu yeni büyüme hikayesinde böyle bir tablo bizi bekliyor. Gemilerimizden bir tanesini Karadeniz’e göndereceğiz. Karadeniz’de 5 gemiyle çalışacağız; işte o biraz önce bahsettiğimiz o 6 yeni sondaj bu gemimize yeni katılan filomuza yeni katılan gemiyle beraber inşallah o takvim içerisinde hem üretimi Sakarya gaz sahasındaki üretimi yapacak hem de o 6 yeni sondajı inşallah bu yeni gemilerimizle yapmış olacağız. Dolayısıyla böyle bir planlamanın içerisinde yürüyoruz.

“DİYARBAKIR’DA YATAY SONDAJ YAPACAĞIZ”

Ama bu yeni büyüme hikayesinin içerisinde Diyarbakır’a da belki bir parça petrol tarafına girecek olursak… Diyarbakır’da yapmayı planladığımız şey oyun değiştirici etkisi olabilir. Şöyle; Diyarbakır’da biz ankonvansiyonel dediğimiz yani geleneksel petrol aramada dikey bir sondaj yaparsınız, orada bir kaynak varsa onu üretirsiniz, yüzeye çıkarırsınız. Biz Diyarbakır’da dikey sondajdan sonra bir yatay sondaj yapacağız ve kayaların içerisine sıkıştığını düşündüğümüz petrol ağırlıklı, petrol ağırlıklı ama bu gaz da olabilir; aslında bunu insanlarımız, seyircilerimiz zaman zaman yani özellikle basında “kaya gazı” diye hep bilinir ama bunun bir de “kaya petrolü” diye bir tabir de kullanabiliriz. Dolayısıyla bu kayaların içerisine sıkışmış petrolü farklı bir üretim yöntemiyle yüzeye çıkarma hadisesi. Dolayısıyla Diyarbakır bu anlamda neden Diyarbakır? Çünkü orada bu potansiyel olduğunu düşünüyoruz. Bu yöntemi inşallah 2026’da uygulayacağız ve neticelerini görmeye başlayacağız. Eğer bu konu başarılı olursa, bu konuda biz muvaffak olabilirsek işte o zaman oradaki potansiyel mesela Gabar’ın çok daha ötesinde. Bu anlamda oyun değiştirici etkisi olacağını ifade ettim.

“GABAR’I İKİYE, ÜÇE KATLAYABİLECEK BİR POTANSİYEL GÖRÜYORUZ”

Gabar malumunuz 80 bin varil petrol günlük üretiminde. İnşallah Gabar’ı biraz daha işte kuzeydoğu Gabar tarafına genişleterek yeni aramalarımız, burada yeni kuyular ve yeni rezervler katmaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla üretimi daha da artırma hedefimiz var. Ama Diyarbakır şu anda bizim bu bahsettiğim projeyi uyguladığımız ve 24 kuyuluk bir programdan, 3-4 yıllık bir programdan bahsediyorum yani 2026, 27, 28… 24 yatay sondaj yapacağımız, çatlatma yapacağımız bu kuyularla beraber 4 sahayı, 4 bloğu, 600 kilometrekarelik bir alanı test ediyoruz aslında biz. Fakat baktığınız zaman o bölgedeki potansiyel bunun yaklaşık 10-12 katı. Yani 7.200 kilometrekarelik bir alanda, Bismil’in kuzeyinden bahsediyorum Diyarbakır’da, burada bu testini yapacağımız, çalışmasını yapacağımız alanın 10-12 kat büyüklüğünde bir saha olacak aslında. Yani orada biz başarabilirsek bunu diğer taraflara da taşıyacağız ve burada yani Gabar’ı böyle ikiye, üçe katlayabilecek bir potansiyel görüyoruz inşallah eğer tüm şeyler istediğimiz gibi giderse.

Şu anda yurt içi, yurt dışı petrol üretimimiz yaklaşık 180 bin varil günlük seviyelerde. Bizim bu hani yeni bir büyüme hikayesi, özellikle Türkiye’nin petrol ve doğal gaz aramacılığında yazacağımız yıl başladı dediğim 2026 yılı aynı zamanda bizim Milli Enerji Maden Politikamızın 10. yılı. Yani bir Milli Enerji Maden Politikası 2.0’a geçiyoruz. Burada da hedefimiz şudur; Türkiye 2028 yılına geldiğinde Türkiye Petrolleri yaklaşık yurt içi ve yurt dışından şu andaki üretim kabiliyetiyle yaklaşık 550 bin varillik günlük petrol üreten bir şirket haline geliyor, petrol ve doğal gaz üreten. Türkiye’nin günlük ihtiyacı yaklaşık 2 milyon varil; petrol ve gaz olarak söylüyorum, ikisini eşdeğere getirdiğimiz zaman. Bizim şimdi bir sonraki yürüyeceğimiz hedef yani bu yıl itibariyle başladığımız hedef Türkiye Petrolleri’ni 1 milyon varillik bir şirket haline getirebilmek. Yani doğal gaz ve petrol üretimi açısından.

“YENİ ORTAKLIKLARI ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE DUYURACAĞIZ”

İşte bu hikayeyi yazabilmek; yeni keşifler, inşallah işte Somali’de yapacağımız çalışmaların neticesi ama bir başka konu yine 2026’da bununla ilgili yeni şeyler milletimize söyleyeceğiz, o konu da özellikle işte Libya’da, Irak’ta, belki Kazakistan’da farklı coğrafyalarda yeni sahalar, yeni iş birlikleri, yeni ortaklıkları da inşallah önümüzdeki günlerde duyuracağız. Birisini biliyorsunuz geçtiğimiz hafta İstanbul’da ExxonMobil ile Türkiye Petrolleri birlikte bir Karadeniz, Akdeniz ve farklı dünyanın muhtelif yerlerinde ortak projeleri hayata geçirmek için konuştu. Şubat ayında yeni bir anlaşmamız geliyor bir başka Amerikalı şirketle ortak olarak Türkiye Petrolleri’ni göreceksiniz. Çünkü onların da hem Türkiye’deki sahalarla ilgili hedefleri var.

Bunlar geçmişte aslında birlikte çalıştığımız şirketler büyük bir kısmı. Exxon ile keza böyle bir çalışmamız vardı. Fakat şu oluyor; teknoloji ilerliyor. Yani arama teknolojisinde işin özünde sondaj vesaire aynı kalıyor ama şimdi yapay zeka bizim işlerimizin içerisine çok yoğun bir şekilde girmiş durumda. Görüntüleme işinde yani bizim sismik işinde çok daha net görüntüler veya değerlendirmeler yapabiliyoruz. Dolayısıyla bunlarla aslında geçmişte böyle bir gittiğiniz yeri bir tekrar bir ziyaret etmek, oraya daha farklı bir bakış açısıyla bu yeni teknolojileri de işin içerisine katarak bakmakta fayda oluyor. Dolayısıyla inşallah bunlardan farklı neticeler alacağız.

“ADETA YERİN ALTININ RÖNTGENİNİ ÇEKİYORUZ”

Biz esas itibarıyla yerin altında doğal gaz veya petrol kaynağının bir şekilde muhafaza içerisinde olmasını isteriz ki orada o rezerv olsun ve biz o rezervi sondajla ve diğer yöntemlerle çıkarabilelim. Sızıntı olması demek bazı çatlakların olması, o çatlaklardan aslında orada bir kaynağın dağılması, farklı yerlere gitmesi anlamına geliyor. Bu yönüyle “istemiyoruz” demek istiyorum. Ama bu işin hakikaten çok net uluslararası standartları ve çok önemli bir teknik çalışma gerektirdiğini ben defaatle vurguluyorum biliyorsunuz. Dolayısıyla biz burada şunu yapıyoruz; iki boyutlu sismik dediğimiz bizim yani böyle daha teşbihte hata olmasın adeta yerin altının röntgenini çekiyoruz. Bu çalışmalardan sonra bazen daha detaylı bakmamız gereken dolayısıyla üç boyutlu sismik’e geçiyoruz, yani işin emarını çekmeye çalışıyoruz. O üç boyutlu sismik’te de çok ciddi bir çalışma yapıp yani evet burada görünen şu olabilir diye arkadaşlarımızın tahminleri neticesinde, analizleri neticesinde bir biyopsi ihtiyacı… Böyle biraz şimdi tıp terminolojisi kullanıyorum ama herkesin çok aşina olduğu konudan. Bir emardan sonra bir biyopsiye, bir sondaja ihtiyaç duyuyoruz ve o sondajı yaptıktan sonra aslında biz o müjdeye gidiyoruz. Yani bu silsileyi bozmamaya, bu silsiledeki bütün gerekli çalışmaları yani uluslararası standarttaki neyse onu yaparak aslında bir şeyleri söylememiz lazım. Dolayısıyla çünkü söylediğimiz sözden sonra da mahcup olmamamız lazım netice itibariyle.

Şimdi bizim Rize özelinde, Çayeli özelinde ve Karadeniz’in geri kalan kısmında yaptığımız hadise, Somali’de yaptığımız şey; üç boyutlu sismik geçen sene mesela Somali’de mayıs, haziran gibi bitti. Yaklaşık 5-6 aylık çok yoğun bir çalışmadan sonra Somali’de biz şimdi 153 numaralı blokta dedik ki “şu noktada biz bu sondajı yapmaya karar verdik, buradan biz ümitliyiz” dedik. Ama sondaj neticesinde… Şimdi Somali ile konuşuyoruz onlarda da aynı şey var, işte petrol bulduk gibi hatta miktar açıklayanlar var. Dolayısıyla biz diyoruz ki yani temkinli gidelim, o işi yapalım inşallah onun neticesinde de hayırlı bir haberi, müjdeyi milletimizle paylaşalım.

2026’da 6 tane yapacağımız Karadeniz’deki sondaj; işte Batı Karadeniz var, Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz… Yani kuyu bazlı veya yer bazlı çalışmamız işte arkadaşlarımız yapıyor. 2026 içerisinde diyelim yani bunu nisan ayında başlatabiliriz veya gemilerin durumuna göre belki yılın son çeyreğine alabiliriz ama biz netice itibariyle orada bir sondaj yapacağız. Çayeli açıklarında, kıyıdan yaklaşık 55 kilometre açıkta bir lokasyonda, yerde, yaklaşık 1.480-1.500 metrelik deniz derinliği var.